Türkiye gayrimenkul sektöründe yeni tablo ne anlatıyor?
Türkiye gayrimenkul sektörü, 2026 yılında yalnızca konut fiyatları veya aylık satış adetleri üzerinden okunamayacak kadar kapsamlı bir değişimden geçiyor. Piyasayı doğru anlamak için konut satışları, yabancı sermaye hareketleri, ipotekli satışlar, cari denge, yatırımcı davranışları ve lüks gayrimenkul talebi birlikte değerlendirilmelidir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Ağustos 2026 verileri, bu açıdan önemli bir tablo ortaya koyuyor. Ağustos ayında cari işlemler dengesi 4,05 milyar dolar fazla verdi. Altın ve enerji hariç cari denge 8,21 milyar dolar fazla olarak gerçekleşti. Ancak yıllıklandırılmış cari açık 42,1 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.
Aynı dönemde doğrudan yatırım kaynaklı net giriş 141 milyon dolar olurken, yabancıların Türkiye’deki net gayrimenkul alımları 244 milyon dolar olarak kaydedildi. Türkiye’de yerleşiklerin yurt dışında yaptığı gayrimenkul alımları ise 142 milyon dolar oldu. Portföy yatırımlarında 1,03 milyar dolarlık net çıkış görülmesi de sermaye hareketlerinin farklı yatırım türlerinde aynı yönde ilerlemediğini gösteriyor.
Bu veriler, Türkiye gayrimenkul piyasası için tek cümlelik bir yorum yapmayı zorlaştırıyor. Bir yandan aylık cari fazla ve yabancıların gayrimenkul ilgisi olumlu bir görünüm sunuyor. Diğer yandan yıllıklandırılmış cari açık ve portföy yatırımlarındaki çıkış, yatırımcıların ekonomik koşulları daha dikkatli değerlendirdiğini gösteriyor.
Gayrimenkul piyasasını takip edenler açısından temel soru şu:
Türkiye’de gayrimenkul yatırımı için hâlâ güçlü fırsatlar var mı, yoksa yatırımcı artık daha seçici mi davranıyor?
Bu sorunun yanıtı, konut piyasasının bütün segmentlerinde aynı değildir. İlk kez ev alacakların, kredi kullananların, yabancı yatırımcıların ve lüks konut alıcılarının kararları birbirinden farklılaşmaktadır.
Cari fazla olumlu; ancak Türkiye’nin dış finansman ihtiyacı devam ediyor
Cari işlemler dengesi, bir ülkenin dış dünyadan elde ettiği gelirlerle dış dünyaya yaptığı ödemeler arasındaki ilişkiyi gösterir. Bir ay içinde dış gelirlerin dış giderlerden yüksek olması cari fazla anlamına gelir. Ağustos 2026’da Türkiye’nin cari işlemler hesabında 4,05 milyar dolarlık fazla oluşması bu nedenle olumlu bir gelişmedir.
Altın ve enerji hariç cari dengenin 8,21 milyar dolar fazla vermesi de tabloyu destekleyen bir göstergedir. Fakat yalnızca bir aylık veriye bakarak Türkiye ekonomisinin dış finansman ihtiyacının sona erdiğini söylemek doğru olmaz. Yıllıklandırılmış cari açığın 42,1 milyar dolar seviyesinde bulunması, yapısal dış finansman ihtiyacının devam ettiğini ortaya koyuyor.
Bu ayrım gayrimenkul sektörü açısından neden önemlidir? Çünkü gayrimenkul yatırımı, ekonomik güvenle yakından ilişkilidir. Yerli veya yabancı yatırımcı bir konut satın alırken sadece mülkün bugünkü fiyatına bakmaz. Yatırımın gelecekteki değerini, kira gelirini, satış kolaylığını, para birimi riskini ve ülkenin genel ekonomik görünümünü de değerlendirir.
Özellikle yabancı gayrimenkul yatırımcısı için şu başlıklar önem taşır:
•Türkiye’de ekonomik istikrarın yönü
•Döviz kurlarındaki hareketlilik
•Konutun döviz bazında fiyatı
•Kira getirisinin sürdürülebilirliği
•Mülkün gerektiğinde satılabilme ihtimali
•Hukuki ve vergisel süreçlerin öngörülebilirliği
•Bölgenin uzun vadeli gelişme potansiyeli
•Türkiye’de yaşam kurma veya yatırım yapma amacının uyumu
Bu nedenle cari fazla, yabancı yatırımcı için olumlu bir mesaj oluşturabilir; ancak tek başına gayrimenkul satın alma kararı doğurmaz. Yatırımcı, aylık verinin yanı sıra uzun vadeli ekonomik eğilimleri de inceler.
Yabancı gayrimenkul yatırımcısı Türkiye’yi nasıl değerlendiriyor?
Ağustos 2026’da yabancıların Türkiye’deki net gayrimenkul alımları 244 milyon dolar oldu. Bu rakam, Türkiye’nin yabancı gayrimenkul yatırımı açısından hâlâ dikkate alınan bir pazar olduğunu gösteriyor. Ancak bu veriyi değerlendirirken yabancı yatırımcıları tek bir grup gibi düşünmemek gerekir.
Türkiye’de konut satın alan yabancıların amaçları farklı olabilir. Bazı yatırımcılar Türkiye’de yaşamak için ev arar. Bazıları çocuklarının eğitimi veya ailesinin geleceği için konut satın alır. Bazı yatırımcılar kira geliri ve uzun vadeli değer artışı bekler. Bazı yatırımcılar ise Türkiye’deki gayrimenkulü küresel varlık dağılımının bir parçası olarak görür.
Yabancı alıcı profilleri genel olarak şu gruplarda değerlendirilebilir:
Türkiye’de yaşam kurmak isteyen yabancılar
Bu grup için konutun yalnızca yatırım değeri yeterli değildir. Ulaşım, sağlık hizmetleri, eğitim olanakları, sosyal yaşam, güvenlik, günlük ihtiyaçlara erişim ve uluslararası topluluklara yakınlık önem taşır. İstanbul’da merkezi ve ulaşımı güçlü bölgeler, Antalya’da yaşam kalitesi ve iklim, Bodrum’da ise ikinci ev ve yaşam tarzı unsurları öne çıkabilir.
Yurt dışında yaşayan Türkler
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları veya Türkiye ile güçlü bağı bulunan yatırımcılar, Türkiye’de gayrimenkul alırken farklı motivasyonlara sahip olabilir. Aileye yakın olma, Türkiye’ye dönüş planı, yazlık edinme, miras bırakma ve birikimi gayrimenkulde değerlendirme bu motivasyonlar arasında yer alabilir.
Küresel portföy yatırımcıları
Bu yatırımcılar için gayrimenkul, yaşam alanından çok uluslararası varlık dağılımının bir parçasıdır. Kira geliri, değer artışı, döviz bazında performans, bölgesel risk ve likidite daha fazla önem kazanır. İstanbul lüks konut piyasası, özellikle yüksek bütçeli portföy yatırımcıları için bu açıdan dikkat çekebilir.
İkinci ev ve prestij arayan alıcılar
Boğaz hattında yalı, Bodrum’da deniz manzaralı villa veya Zekeriyaköy’de geniş bahçeli bir ev arayan yatırımcı için mülkün finansal getirisi kadar prestij, mahremiyet, mimari değer ve yaşam deneyimi de önemlidir.
Bu farklılıklar, yabancı gayrimenkul pazarlamasında yalnızca “yabancılara satış” hedefinin yeterli olmadığını gösteriyor. Asıl önemli olan, hangi yabancı yatırımcının hangi amaçla satın alma yaptığını anlamaktır.
Türkiye’de yerleşik yatırımcıların yurt dışı gayrimenkul ilgisi artıyor
Ağustos 2026’da Türkiye’de yerleşiklerin yurt dışında yaptığı gayrimenkul alımları 142 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu rakam, Türkiye’deki yatırımcıların da uluslararası gayrimenkul piyasasını takip ettiğini gösteriyor.
Türk yatırımcılar farklı nedenlerle Atina, Dubai, Londra veya başka uluslararası merkezlerde gayrimenkul arayabiliyor. Bu nedenler arasında sermayeyi çeşitlendirme, çocukların eğitimi, yurt dışında yaşam kurma, kira geliri elde etme, oturum imkânı ve döviz bazlı varlık sahibi olma isteği bulunabilir.
Bu çift yönlü hareket, Türkiye gayrimenkul sektörünün artık yalnızca yerel bir piyasa olarak ele alınamayacağını ortaya koyuyor. Türkiye’deki yatırımcı yurt dışındaki alternatifleri incelerken, yabancı yatırımcı da İstanbul, Antalya, Bodrum, İzmir ve Ankara gibi merkezleri farklı ülkelerdeki seçeneklerle karşılaştırıyor.
Dolayısıyla uluslararası gayrimenkul danışmanlığı giderek daha önemli hâle geliyor. Danışmanın yalnızca bölgesindeki mülkleri bilmesi yeterli olmayabilir. Yatırımcının hangi alternatifleri değerlendirdiğini, başka ülkelerdeki gayrimenkul fiyatlarını ve yatırımcının sermayesini neden Türkiye’ye yönlendirebileceğini anlaması gerekir.
Bir İstanbul lüks konutunu yabancı yatırımcıya anlatırken şu soruların yanıtlanması önemlidir:
•Bu mülkün benzer uluslararası lokasyonlara göre avantajı nedir?
•Mülk yatırım, yaşam veya ikinci ev amacıyla mı daha uygundur?
•Satın alma sonrası kira potansiyeli nedir?
•Bölgenin yerli ve yabancı alıcı profili nasıldır?
•Mülkün satış süresi hangi faktörlere bağlıdır?
•Mülk, yatırımcının portföyünde nasıl bir rol oynayabilir?
Ağustos 2026 konut satışları: Toplam satışlar gerilerken ipotekli satışlar arttı
Ağustos ayında Türkiye’de 127.410 konut satıldı. Konut satışları yıllık bazda yüzde 14,7 geriledi. Buna karşılık ipotekli konut satışları yüzde 7,2 artarak 22.131’e yükseldi. Yılın ilk sekiz ayında toplam konut satışlarında yüzde 6,8 gerileme görüldü.
Bu veriler, Türkiye’de konut satışlarının tek yönlü bir hareket göstermediğini ortaya koyuyor. Genel satış adedinde düşüş yaşanırken, ipotekli konut satışlarının artması finansman kullanan belirli bir alıcı grubunun piyasada aktif kaldığını düşündürüyor.
Ancak ipotekli satışların toplam satışlar içindeki payı hâlâ sınırlı. Bu nedenle krediyle konut alanların hareketlenmesi, konut piyasasının tüm segmentlerinde güçlü talep bulunduğu anlamına gelmiyor.
Türkiye’de konut satışlarını değerlendirirken şu göstergeleri birlikte izlemek gerekiyor:
•Toplam konut satışları
•İlk el konut satışları
•İkinci el konut satışları
•İpotekli konut satışları
•Yabancılara yapılan konut satışları
•Konut satışlarının bölgesel dağılımı
•Ortalama pazarlama süresi
•İlan fiyatı ile gerçekleşen satış fiyatı arasındaki fark
•Satıcıların fiyat değişiklikleri
•Konut fiyatlarının enflasyon ve döviz karşısındaki durumu
Bu göstergelerden yalnızca birini takip etmek, piyasanın tamamı hakkında yanıltıcı sonuçlara yol açabilir. Toplam satışların gerilemesi, her bölgede ve her fiyat segmentinde talebin aynı oranda düştüğü anlamına gelmez.
Lüks gayrimenkul piyasasında alıcı davranışı değişiyor
Lüks gayrimenkul segmenti, konut piyasasının diğer bölümlerinden farklı dinamiklere sahiptir. Bu segmentte alıcı sayısı daha düşük olabilir; ancak alıcıların satın alma gücü daha yüksektir. Karar süreci ise çoğu zaman daha uzun ve daha fazla araştırmaya dayalıdır.
Boğaz hattında bir yalı, Zekeriyaköy’de 100 milyon TL’nin üzerinde bir villa veya Bodrum’da yüksek bütçeli bir mülk pazarlanırken yalnızca metrekare fiyatı üzerinden iletişim kurulamaz. Lüks konut alıcısı, mülkün hikâyesini ve uzun vadeli değerini anlamak ister.
Lüks gayrimenkul alıcısının değerlendirdiği başlıca unsurlar şunlardır:
•Konum ve ulaşım bağlantıları
•Manzara ve doğal çevre
•Mimari tasarım ve yapı kalitesi
•Mahremiyet ve güvenlik
•Arsa büyüklüğü ve kullanım alanı
•Otopark ve teknik altyapı
•Mülkün geçmişi ve prestij değeri
•Yenileme veya bakım ihtiyacı
•Kira veya işletme potansiyeli
•Gelecekteki satış kolaylığı
Lüks bir mülkün fiyatı yalnızca fiziksel özelliklerinden oluşmaz. Konumun itibarı, manzaranın nadirliği, bölgedeki arzın sınırlı olması ve mülkün temsil ettiği yaşam tarzı da fiyat algısını etkiler.
Bununla birlikte satıcının beklentisi ile alıcının değerlendirmesi arasında büyük fark oluştuğunda mülk uzun süre satılmayabilir. Bu nedenle lüks gayrimenkul piyasasında doğru fiyatlama ve doğru müşteri eşleştirmesi kritik önem taşır.
Lüks gayrimenkulde temel sorun alıcı yokluğu değil, fiyat beklentisi olabilir
Türkiye’de lüks gayrimenkulün en büyük problemi her zaman alıcı bulunamaması değildir. Birçok durumda asıl sorun, satıcının talep ettiği fiyat ile alıcının aynı sermayeyle değerlendirebileceği alternatif yatırımlar arasındaki farktır.
Satıcı, mülkünün fiyatını geçmiş satışlara, bölgedeki yüksek ilan fiyatlarına veya mülkün kendisi için taşıdığı duygusal değere göre belirleyebilir. Alıcı ise daha farklı bir hesap yapar. Aynı parayla başka bir şehirde konut alabilir, kira geliri elde edebilir, farklı bir ülkede yatırım yapabilir veya parasını başka bir finansal araçta değerlendirebilir.
Bu nedenle yüksek bütçeli bir alıcı, yalnızca “Bu ev güzel mi?” diye sormaz. Şu soruları da sorar:
•Bu fiyat piyasa koşullarında mantıklı mı?
•Aynı bütçeyle başka hangi seçenekler var?
•Mülkün yıllık giderleri ne kadar?
•Bu mülk ne kadar sürede satılabilir?
•Kira geliri veya kullanım değeri fiyatı destekliyor mu?
•Fiyatın içinde gerçek bir kıtlık veya ayrıcalık var mı?
Gayrimenkul danışmanının görevi, satıcı ile alıcı arasındaki bu farkı doğru verilerle yönetmektir. Piyasa gerçekleri satıcıya açıkça anlatılmalı; alıcıya da mülkün güçlü yönleri abartısız ve kanıtlanabilir biçimde aktarılmalıdır.
Fiyatı düşürmek her zaman tek çözüm değildir. Bazen sorun fiyatın kendisinden çok, fiyatın neden haklı olduğunu açıklayan değer anlatısının yetersiz olmasıdır. Ancak fiyat ile piyasa arasındaki fark aşırı büyümüşse, en başarılı pazarlama çalışması bile işlemi tek başına gerçekleştiremeyebilir.
İstanbul lüks konut piyasasında uluslararası alıcı havuzu
İstanbul lüks konut piyasası, Türkiye’nin en dikkat çeken gayrimenkul segmentlerinden biridir. Boğaz hattı, Beşiktaş, Sarıyer, Zekeriyaköy, Bebek, Arnavutköy, İstinye ve benzeri bölgelerdeki mülkler farklı alıcı gruplarının ilgisini çekebilir.
Ancak yabancı alıcı havuzunu tek bir kategori olarak görmek doğru değildir. Aynı mülkle ilgilenen yatırımcıların satın alma amaçları farklı olabilir. Yurt dışında yaşayan bir Türk aile, İstanbul’a dönüş planı için villa arayabilir. Bir başka yatırımcı, mülkü uzun vadeli varlık olarak tutabilir. Bir yabancı alıcı ise İstanbul’da yaşam kurmak için merkezi bir konut arayabilir.
Bu nedenle lüks portföyün uluslararası pazarlamasında müşterinin yalnızca uyruğuna değil, sermayesinin kaynağına, satın alma amacına ve mülkü elde tutma süresine bakılmalıdır.
İstanbul’da lüks gayrimenkul satın almak isteyen bir müşterinin karar sürecini anlamak için şu sorular önemlidir:
•Mülkte yaşayacak mı, kiraya mı verecek?
•Türkiye’de ne kadar süre geçirecek?
•Satın alma bütçesi TL, dolar, euro veya başka bir para biriminde mi?
•Aile, eğitim ve sağlık ihtiyaçları nelerdir?
•Yatırımın hedef süresi kaç yıl?
•Satıştan önce hangi hukuki ve finansal belgeleri görmek istiyor?
•Mülkün prestij, mahremiyet ve yaşam tarzı beklentileriyle uyumu nedir?
Bu sorulara verilen cevaplar, doğru portföyün doğru müşteriyle eşleştirilmesini sağlar.
2027’ye hazırlanırken gayrimenkul sektöründe hangi veriler izlenmeli?
Türkiye gayrimenkul sektörü 2027’ye hazırlanırken yalnızca fiyat endekslerine bakmak yeterli olmayacak. Gayrimenkul piyasasının gerçek yönünü anlayabilmek için satış adedi, ipotekli satış oranı, pazarlama süresi, gerçekleşen pazarlık oranı ve yabancı yatırımcı davranışı birlikte incelenmeli.
Özellikle lüks konut piyasasında şu göstergeler önem kazanacak:
Satış adedi
Bölgedeki toplam satış sayısı, talebin genel yönü hakkında fikir verir. Ancak lüks segmentte satış sayısı düşük olduğu için tek başına yeterli değildir.
İpotekli satış oranı
Kredi kullanabilen alıcıların piyasadaki ağırlığını gösterir. Lüks gayrimenkulün önemli bölümü nakit veya farklı finansman kaynaklarıyla alınabildiği için bu oran segmentlere göre farklı yorumlanmalıdır.
Pazarlama süresi
Bir mülkün ne kadar sürede alıcı bulduğu, fiyatın ve ürünün piyasa ile uyumunu gösterir. Pazarlama süresi uzadıkça satıcının stratejisini yeniden değerlendirmesi gerekebilir.
Gerçekleşen pazarlık oranı
İlan fiyatı ile satış fiyatı arasındaki fark, piyasanın fiyat beklentisine nasıl tepki verdiğini gösterir. Yüksek pazarlık oranı, fiyatın piyasa algısının üzerinde olabileceğine işaret edebilir.
Yabancı yatırımcı payı
Yabancılara yapılan konut satışları, uluslararası talebin hangi bölgelerde ve hangi fiyat aralıklarında yoğunlaştığını anlamaya yardımcı olur.
Satışın niteliği
Bir mülkün yatırım, yaşam, ikinci ev veya portföy çeşitlendirmesi amacıyla alınması, gelecekteki talep yapısını etkiler. Sadece adet değil, satışın niteliği de önemlidir.
Türkiye gayrimenkul sektörünün geleceği: Daha seçici, daha veri odaklı bir piyasa
Türkiye gayrimenkul sektöründe önümüzdeki dönemde en önemli değişim, yatırımcıların daha seçici davranması olacaktır. Yüksek enflasyon, kur hareketleri, finansman koşulları ve uluslararası alternatifler, hem yerli hem de yabancı alıcının karar süresini etkiliyor.
Böyle bir ortamda her konutun aynı hızla değer kazanması veya her lüks mülkün aynı kolaylıkla satılması beklenmemelidir. Güçlü lokasyona, doğru fiyatlamaya, nitelikli yapıya, belgeleri eksiksiz bir sürece ve gerçek talebe sahip mülkler öne çıkacaktır.
Yabancı yatırımcı açısından Türkiye’nin önemli avantajları arasında stratejik konumu, büyük şehirleri, turizm merkezleri, yaşam maliyeti, kültürel çeşitliliği ve gayrimenkul seçeneklerinin genişliği bulunuyor. Ancak bu avantajların yatırımcıya doğru ve güvenilir biçimde aktarılması gerekiyor.
Lüks konut satıcıları için en önemli konu, yalnızca daha yüksek fiyat istemek değil, istenen fiyatın gerekçesini ortaya koymaktır. Alıcılar artık mülkün hikâyesi kadar verisini de görmek istiyor. Bölge karşılaştırması, kira potansiyeli, bakım giderleri, likidite, satış süresi ve alternatif yatırım seçenekleri karar sürecinin parçası hâline geliyor.
Türkiye gayrimenkul piyasasında doğru yatırımcıyla doğru mülkü buluşturmak
Ağustos 2026 verileri, Türkiye gayrimenkul sektörünün karmaşık ama fırsatlar barındıran bir dönemde olduğunu gösteriyor. Cari işlemler dengesinin aylık bazda fazla vermesi olumlu bir gelişme olsa da yıllıklandırılmış cari açığın 42,1 milyar dolar olması dış finansman ihtiyacının sürdüğünü ortaya koyuyor.
Yabancıların Türkiye’deki net gayrimenkul alımlarının 244 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmesi, Türkiye’nin uluslararası gayrimenkul yatırımcıları için önemini koruduğunu gösteriyor. Türkiye’de yerleşiklerin yurt dışındaki 142 milyon dolarlık gayrimenkul alımı ise yatırım hareketlerinin çift yönlü olduğunu ortaya koyuyor.
Konut satışlarının Ağustos ayında 127.410 adede gerilemesine karşın ipotekli satışların yüzde 7,2 artması, konut piyasasında segmentler arasında farklılaşma yaşandığını gösteriyor. Bu nedenle Türkiye’de konut satışlarını değerlendirirken yalnızca toplam adede bakmak yeterli değil.
Lüks gayrimenkul piyasasında ise temel mesele her zaman alıcı yokluğu değildir. Satıcının fiyat beklentisi ile alıcının alternatif yatırım getirisi arasındaki fark, işlemin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini belirleyen en önemli faktörlerden biridir.
Boğaz hattında bir yalı, İstanbul’da lüks bir villa veya Zekeriyaköy’de 100 milyon TL üzerindeki bir konut pazarlanırken hedef yalnızca daha fazla kişiye ulaşmak olmamalıdır. Asıl hedef; satın alma amacı, sermaye kaynağı, yatırım süresi ve yaşam beklentisi doğru analiz edilmiş nitelikli alıcıya ulaşmaktır.
Türkiye gayrimenkul sektörünün geleceğinde başarılı olacak danışmanlar ve markalar, piyasanın sadece yükseldiğini veya gerilediğini söyleyenler olmayacak. Verileri doğru okuyan, yabancı yatırımcının motivasyonunu anlayan, satıcının fiyat beklentisini piyasa gerçekleriyle buluşturan ve doğru mülkü doğru alıcıyla eşleştirenler öne çıkacak.
Çünkü gayrimenkulde işlem üretmenin temel şartı her zaman daha fazla ilan yayınlamak değildir. Asıl başarı, piyasanın gerçek dinamiklerini anlayarak doğru değeri doğru yatırımcıya anlatabilmektir.
Sık sorulan sorular
Türkiye gayrimenkul sektörünün 2026 görünümü nasıl?
2026 görünümü karmaşık ve segmentlere göre farklılaşan bir yapı gösteriyor. Toplam konut satışlarında gerileme görülürken ipotekli satışlarda artış yaşanıyor. Yabancıların Türkiye’deki net gayrimenkul alımları ise uluslararası yatırımcı ilgisinin devam ettiğini gösteriyor.
Yabancılar Türkiye’de gayrimenkul alıyor mu?
Evet. Ağustos 2026’da yabancıların Türkiye’deki net gayrimenkul alımları 244 milyon dolar olarak kaydedildi. Ancak yabancı yatırımcıların satın alma amaçları birbirinden farklı olduğu için yatırımcı profiline göre değerlendirme yapmak gerekiyor.
Türkiye’de gayrimenkul yatırımı için en önemli kriterler nelerdir?
Lokasyon, mülkün niteliği, fiyatın piyasa ile uyumu, kira ve kullanım potansiyeli, likidite, hukuki durum, bölgesel gelişme beklentisi ve yatırımcının elde tutma süresi en önemli kriterler arasında yer alır.
Lüks gayrimenkul piyasasında satışlar neden uzun sürebilir?
Lüks konutlarda alıcı havuzu daha sınırlıdır ve alıcıların karar süreci daha uzundur. Ayrıca satıcının fiyat beklentisi ile alıcının aynı sermayeyle değerlendirebileceği alternatif yatırımlar arasındaki fark büyüdüğünde pazarlama süresi uzayabilir.
Cari fazla gayrimenkul yatırımı için yeterli bir gösterge midir?
Hayır. Cari fazla olumlu bir ekonomik gösterge olsa da gayrimenkul yatırım kararı için tek başına yeterli değildir. Yıllıklandırılmış cari açık, finansman koşulları, kur, faiz, yatırımın getirisi ve mülkün likiditesi birlikte incelenmelidir.
İstanbul lüks konut piyasasında hangi bölgeler öne çıkıyor?
Yeniköy, Tarabya, Boğaz hattı, Sarıyer, Bebek, Arnavutköy, İstinye, Zekeriyaköy ve benzeri bölgeler lüks konut segmentinde dikkat çeken lokasyonlar arasında değerlendirilebilir. Ancak her bölgenin yatırım, yaşam ve prestij açısından farklı avantajları bulunur.
SİNEM ÖZÜÇLER
RE/MAX Ahenk Broker/Owner
RE/MAX Collection Kulüp Yönetim Kurulu Başkanı
RE/MAX Türkiye Ticari Kulüp Genel Sekreterlik Komitesi Başkan
0533 956 17 12


